Translate

beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Aralık 2012 Çarşamba

yeme de yanında yat








Çocukluğumdan kalma bir ön yargım var KI-RA-MI-YO-RUM ...
Annemin "Yemekle oyun olmaz" sözü kulağımda yankılandıkça yankılanıyor... Ama son günlerde de böyle fotolara hayran değilim desem yalan olur... Çocuklara yemeyi sevdirmek için iyi bir fikir olabilir. 

27 Eylül 2012 Perşembe

somon köfte

Balığın sağlık üzerindeki değeri artık tartışmasız. Beslenmede haftada en az iki gün önerilmekte ve çocuklar için her porsiyonda çocuğun el ayası büyüklüğünde bir miktar önerilmekte. Hal böyle olunca hiç balık sevmeyen ben bile heves ettim yeni tarifler bulup denedim ve artık bir balık sever oldum. İşte favorilerimden biri olan somon köftemin tarifi: Soğan, maydanoz ince ince kıyılır,derisinden ve kılçığından ayrılıp yoğrulmuş somon etlerine katılır, irmik tuz kimyon, pul biber göz kararı atılır, bir de yumurta kırılıp köfte gibi yoğrulur. İsteğe göre fırında da pişirilebilir. Afiyetle happur nappur yenilir.........

26 Eylül 2012 Çarşamba

bebekler için evde katkısız peynir yapımı

Yaklaşık 1-2 aydır evde bayatlamış yoğurtlarımı kaynatıp lor peyniri yapıp makarnalara sos olarak kullanıyordum. Geçen hafta tatil için gitmişolduğum İtalya'da ricotta ve mozeralla peynirini tattıktan sonra acaba nasıl yapılır diye internet üzerinden bir araştırma işine giriştim. Aşağıda linkini vermiş olduğum lavantin antep yemekleri isimli sitede güzel bir bilgi bulunca denemeye koyuldum. Sonuç harika! yaptığım peynirin tadına bayıldım. Tuzsuz ve hafif süt tadında olması zaten en çok da İtalyanların tatlılarda ve meyvelerle yiyor olmasını açıklıyordu ve aklıma neden peynire yeni başlayan bebekler için kullanılmasın ki fikrini getirdi. Katkısız,evde yapılıyor, tuzsuz, tadı tam bebeklerin seveceği cinsten. Keşke Elüşüm bebekken akıl edebilseymişim ama ben nasıl tahmin edeyim yoğurttan bile kolay yapılacağını ki? Önce yapım aşamalarını resimlerle anlatmaya çalışıp sonra da kullanılabileceği yerleri yazmaya çalışacağım. Umarım faydalı olur. Önce 1 litre sütü gözden çıkardım zaten sürekli yoğurt yapmak için süt kaynatırken taşıran biri olduğumdan 1 litrenin lafı bile olmaz...Ocağa çelik bir tencere ile koydum.
Sonra üzerinde ince bir kaymak oluşunca ufak fokurtular oluşmaya yakın ocağı kapadım. Sonra çay bardağına hazırlamış olduğum 5 çorba kaşığı elma sirkesini içine karıştırdım.
Hokus pokus adra kadabra derken süt hemen kesilmeye başladı bile
sonrada süzeğe (ince delikli bir süzgeç veya temiz bir tülbentte aynı işi görebilir)koyup astım ve suyunu süzdürdüm.
Tadı için şöyle bir açıklama yapıyım da hayal kırıklığı yaratmıyım; süt gibi hatta şekerli gibi o yüzden bebekler için güzel kullanılır diye düşündüm zaten. Kullanımı için her türlü pasta, tiramisu, puding, irmik tatlısına karıştırılıp kullanılabilir. Pizzalarda makarnalarda sos olarak kullanılabilir. Kardeşim domates, peynir, balzamik, nar ekşisi, reyhan, kekik, zeytinyağını karıştırıp müthiş bir salata yaptı. Ama en çok da süt, peynir, yoğurt sevmeyen çocuklara nutella ile karıştırılıp ekmeklerine sürülüp verilebilir, pudinglere katılabilir. Bal veya pekmezle karıştırılıp yenilebilir. Nerde okudum hatırlamıyorum ama çileği bu peynire batırıp yiyenler de varmış... Afiyet olsun umarım beğenirsiniz. Faydalandığım Kaynak: http://lavantin.wordpress.com/2008/11/25/evde-mayali-ve-mayasiz-peynir-nasil-yapilir/

9 Temmuz 2012 Pazartesi

OKUL ÖNCESİ DÖNEM ÇOCUK BESLENMESİ VE SORUNLAR

SİZCE BU ÇOCUK NEDEN BÖYLE PASAKLI???
Çocuğunda yeme problemi olan anneler babalar yıllardır kendi metodlarınızla yedirmeye çalıştınız sonuç ortada madem yemiyor bir de bu taktikleri uygulayın ne kaybedersiniz ki??? diye başlıyorum aileyi iknaya biliyorum çoook uzun bir yazı ama yazıcıdan çıkarıp çize karalaya okumanızı kolaylaştırmak amacıyla bu şekilde yazdım. İlerleyen günlerde örnek uygulamalar ve bazı anılarımla pekiştirmeyi planlıyorum. Umarım yararlı olur...Kendi anılarınız ve sorunlarınız olursa paylaşırsanız sevinirim. Sağlıklı beslenme alışkanlıklarının temeli çocukluk döneminde atıldığından bu Çağlarda verilecek eğitim, birey olma yolundaki çocuk için çok önemli olmaktadır. 1-5 yaş arası okul öncesi dönem çocuklarını kapsar. Okul öncesi dönem, çocuğun yaşamında gelişim hızının yüksek olduğu ve çocuğun kişiliğinin biçimlendiği en önemli dönemdir. Çocuğun insanlar arası ilişkilerinin düzeyi, tepkileri, düşünceleri, duyguları, korkuları, alışkanlıkları, olaylar karşısındaki tutumu, iyi veya kötü huylar edinmesi bu dönemde belirlenmektedir. Okul öncesi dönemde bedensel gelişme hızı bebeklik dönemine oranla yavaşlar. Yaşamın ilk ve üçüncü yılları arasındaki büyüme hızı, üçüncü ve beşinci yılları arasındaki büyüme hızının yaklaşık iki katıdır. Okul öncesi dönem çocuğu yemeğini yardımsız yiyebilir. Ancak bu alanda yapılan çalışmalar, beş yaşa kadar çocukların kendi başlarına yemek yiyememelerinin normal olduğunu, 6 yaştan sonra hâlâ kendisi yiyemiyorsa bu durumun desteklenmesi gerektiğini ve uzmanlarla iş birliğinin yapılmasının önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Çocuklar 4 yaşında bıçak kullanabilirler ancak sert besinleri yardımsız kesemezler. Kesme işlemi 6 yaşından sonra başarılabilir ve çocuklar ancak 7 yaşında yemekte yalnız bırakılabilir. Çocuğun sağlıklı beslenme alışkanlıklarını kazanmasında anne babanın tutarlılığı ve iyi örnek olması temel kuraldır. Okul öncesi dönem çocuğu taklitçidir. Erkek çocuk babayı, kız çocuk anneyi taklit eder. Çocuğun aile ile masada oturması uygun beslenme alışkanlığı kazanması için büyük önem taşır. Anne ya da baba yemek seçici ise ve yemekte aşırı titiz davranılıyorsa ve çocuk üstüne dökmemesi, etrafa sıçratmaması için sürekli uyarılıyorsa çocuğun olumlu alışkanlıklar geliştirmesi zorlaşır. Okul öncesi dönem çocuğu, besinlere karşı belirli ve kesin tavırlar koymaya başlar. Bu yaş grubu çocuklar besin grupları içinde en az sebzeleri sever. Ayrıca bu yaş grubu çocuklar besinleri karışık olarak tüketmekten hoşlanmaz. Besinitanıyabilecekleri şekilde görmek ister ve besinler elleri ile yiyebilecekleri şekilde olursa daha çok hoşlarına gider. Anneler, sebzeleri çocuklara sunarken pişirme şekli ve servisine özen göstermelidir. Bu yaş grubu çocukları genellikle lahana, karnabahar, pırasa, kereviz gibi sebzeleri keskin tatlar ve kokulara çok hassas oldukları için ayırt edebilirler. Bu nedenle çiğ yenebilen domates, havuç gibi sebzeleri pişmiş diğer sebze yemeklerinden daha çok tercih ederler. Bu tür sebzeler ince kesilip verilirse daha kolay ve severek tüketirler. Birçok sebzeyi sevmiyor ve yemiyor diye çocuğu hırpalamak ve üzmek doğru değildir. Sınırlı da olsa yediği birkaç sebze ve yediği çeşitli meyveler, sebze ve meyve grubundan alması gereken besin ögelerini karşılamaya yeter. Unutulmamalıdır ki okul öncesi dönem çocuğu besinler konusunda seçicidir. Her besini iştahla yemez. Sevdikleri oldukça sınırlıdır. Aile çocuğun sevmediği yemekleri sofraya koyarak onun görmesini ve öğrenmesini sağladığı sürece çocuk ileri yaşlarda bu yemekleri severek yeme alışkanlığı kazanır. Tekrar tekrar aynı yemeği gören çocuk genellikle bir süre sonra kendiliğinden yemeği tatmak ister. Çocuklar yemek yerken gözlem altında tutulmalıdır. Yemekle ilgili hiçbir uyarı çocuklar yemek yerken yapılmamalı, gereken uyarılar yemekten önce ya da yemekten sonra yapılmalıdır. Yemek ile ilgili bir ceza verilmemelidir. Annelere, çocuğun yemek yemesi ile ilgili bilgi verirken ya da soru sorarken çocuğun ortamda bulunmamasına özen gösterilmelidir. Çocuklar grup içinde ve anneden ayrı olduklarında daha farklı davranış sergiler. Evde hiç yemediği bir yemeği okul öncesi eğitim kurumlarında arkadaşları ile birlikte iştahla yiyen çocuk örnekleri çoktur. Çocuklar için iki öğün arası 4–5 saatten az olduğunda çocuğun fizyolojik açlık duygusu gelişemeyebilir. Bu nedenle iştahsız çocuklar daha uzun aralıklarla beslendiklerinde daha iyi yer. Çocuklara sevmedikleri bir besin için ısrar edilmemeli, yemek önüne konulmalı, 20 dakika geçmesine rağmen yemiyorsa önünden kaldırılmalıdır. Bu yaş çocuklarının baharatlı ve karışık yemeklerden hoşlanmadığı unutulmamalıdır. 2 su bardağı süt (400–500 g), 1 kibrit kutusu kadar peynir ya da çökelek çocuğun günlük süt ve türevleri ihtiyacını karşılamaktadır. bir köfte kadar et ya da bir yemek kaşığı kuru baklagil büyüdükçe (4–6 yaş) bu oran 1- 1 1/4 porsiyon miktarı artırılmalıdır. Çocuğa, her gün bu besinler verilemiyorsa en azından gün aşırı bir yumurta yedirilmelidir. Yumurta verilmediğinde veya yumurta ve et az verildiğinde kuru baklagil miktarı artırılmalıdır. Haftada, İKİ kez balık yedirilmesine karaciğer, yürek,böbrek gibi sakatat etlerinin ayda en fazla iki defa verilmesine dikkat edilmelidir. Günlük alınacak yağın yarısının bitkisel sıvı yağ olmasına dikkat edilmelidir. Kullanılacak sıvıyağ hep aynı çeşit olmamalı fındık,pamuk,kanola, ayçiçek, mısır özü, zeytin yağı vb gibi yağ çeşitleri dönüşümlü kullanılmalıdır. iştahsızlığın bir hastalıkla ilişkili olup olmadığı mutlaka araştırılmalıdır. İştahsızlık şikâyetiyle doktora başvuran her çocuğun beslenme becerileri, besin tercihleri, anne baba ilişkisi, aile içi etkileşimi sabırla irdelenmeli ve en uygun çözüm hep birlikte üretilmelidir. Hastalık tespit edilmişse öncelikle bunun tedavi edilmesi gereklidir. Okul öncesi çocuklarda görülen iştahsızlığın en önemli ve en sık nedeni,bozulmuş anne-baba-çocuk ilişkisi ve yanlış davranış modellerinin benimsenmesidir. Annebabalar öncelikle kendi davranışlarını, tepkilerini irdelemeli, doğru modelleri benimsemelidir. İştahsızlık problemi ile ilgili öneriler  Her çocuğun yemek yeme kapasitesinin farklı olduğu bilinmelidir.  Yemek yeme konusunda yapılan zorlama, baskı ve cezalandırma gibi müdahaleler çocuğu yemek yeme isteğinden uzaklaştıracağı için bu tür davranışlardan kaçınılmalıdır.  Ağır ve oyalanarak yemek yiyen çocuğa tepki gösterilmemeli, keyifli konuşmalarla yemek zevkli hâle getirilmelidir.  Çocuğa yemek konusunda alternatifler ve değişik tatlar sunulmalıdır.  Yemek yerken herhangi bir konuda çocuğu eleştiren konuşmalar yapılmamalıdır.  Çocuğun tabağına çok fazla yemek koymak yerine, yiyebileceği kadar yemek koyup bitirmesi sağlanmalıdır.  Evde yaşanan gergin hava ya da tartışma ortamı çocukların iştahlarının kesilmesi için yeterli bir nedendir. Dolayısıyla yaşanan sıkıntı ve üzüntüler çocuğa hissettirilmemelidir.  Çocukların açık havada oyun oynamalarına olanak sağlanmalıdır.  Arkadaşları ile birlikte yemek yiyebileceği ortamlar yaratılmalıdır.  Özellikle sıcak havalarda, sık sık ağır yemekler yedirmek yerine hafif ama besleyici yiyecekler tercih edilmelidir.  Sofrada sohbet edilmeli ve buna çocuk dâhil edilmelidir.  “Atıştırma-abur/cubur” alımı kurala bağlanmalı ve sınırlandırılmalıdır.  Daima masada yemek yenmelidir. Ve yemek esnasında TV video kullanılmamalıdır... BESİN ALERJİLERİ: Alerjik etkisi en sık görülen besinler; balık ve diğer su ürünleri, (özellikle midye, istiridye gibi kabuklu olanlar) yumurta, çikolata ve kakaolu besinler, muz, çilek, kavun, turunçgiller, enginar, kuşkonmaz, domates, kereviz, bezelye, fasulye, buğday, fındık, ceviz, fıstık gibi kuru yemişler, sucuk, salam, sosis, salamura ve baharatlı yiyeceklerdir. Alerjiyapan besinler kişisel ayrım gösterir. Bazı bireyler birkaç besine birden aşırı duyarlı olabilir. Alerjik tepkinin şiddeti, sorumlu besinin yenen miktarına, yeme sıklığına, hazırlama şekline ve bireysel özelliklere göre değişiklik gösterir. Belirtiler, alerjik besin yendikten sonra ilk dört saat içinde görülebileceği gibi iki üç gün sonra da görülebilir. Besinin alınan miktarına, çeşidine ve bireysel özelliklere göre en sık rastlanan alerji belirtileri; ciltle ve sindirim, solunum, sinir sistemiyle ilgilidir. Besin alerjisinde en sık görülen belirtiler deride kaşıntı, kızarma ve sivilce, kusma, ishal, vücudun bazı bölgelerinde şişme, terleme ve yorgunluktur. Besin alerjisi olan kişilerin beslenmesinde temel ilke, alerjik besinin diyetten çıkarılarak yerine eş değer başka besinin konması, yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanmasıdır. Aşırı Yemek Yeme Günlük menüde şekerli ve unlu gıdaların çok yer alması ya da çocuğun bu tür gıdalarla ek yönlü beslenmesi şişmanlığa yol açabilir. Çocuğun tabağına gereğinden çok yemek konulması ve yemesi için zorlanması da aşırı yeme alışkanlığını geliştirebilir. Şişmanlık problemi olan çocukların menüsünde şekerli, unlu ve yağlı gıdalar olabildiğince azaltılmalıdır. Öğün aralarında şeker, tatlı, kuru yemiş gibi yiyecekler yerine meyve, meyve suyu vb. verilebilir. Aşırı şişmanlık durumlarında doktora başvurulmalı, doktor denetiminde diyet uygulanmalıdır. Aşırı yemek yeme alışkanlığının nedenlerinden bir diğeri de ailelerin çocuklarının yedikleri ve harcadıkları enerji hakkında yeterli bilgiye sahip olmamalarıdır. Bazı aileler beslenme alışkanlıkları nedeniyle fazla besin tüketmektedir. Genellikle yemeklerin damak zevkini de etkileyecek şekilde hazırlanması ve yemek saatlerinin hep birlikte neşe içinde geçirilen anlar olması yemek tüketimini de etkilemektedir. Bazen sıkıntı ve üzüntü ve güvensizlik içinde olma ve bu durumlarını unutma isteği fazla yemeye neden olabilir. Psikolojik etkiler bazen fazla bazen de az yemenin nedeni olabilir. Ailelerin çocuklarını fazla beslenmeye zorlaması, çocukların çok dolan midelerinin çabuk boşalmasına neden olabilir. Özellikle aşırı tatlı besinleri alan çocuklarda kan şekerinin yükselip birden düşmesi acıkma nedenidir. Yeterli sürede çiğnenmeyen ve hemen yutulan besinler beyindeki tokluk hissini uyandırma zamanını geciktirir. Bu da kısa sürede çok besin almaya neden olur. Okul öncesi dönemindeki çocuklar beslenmede yemek seçmeye başlayabilir. Çocuk sadece birkaç yemeği yemek istemiyorsa sorun değildir.Eş değer gıdalar ile eksiklik giderilebilir çocuğa alışması için zaman tanınır. Ancak çocuk bir kaç çeşit yemek dışında başka bir şey yemek istemiyorsa beslenmede sorun yaşıyor demektir. Mutlaka yardım alınmalıdır. 1-5 yaş arası çocukluk döneminin en önemli özelliği çocukların kendi iç dünyalarından sıyrılıp çevreyle etkileştiği ve davranış edindikleri bir dönem olmasıdır. Beslenme alışkanlıkları da bu dönemde değişiklik gösterir. Bu dönem taklit etme davranışlarının en baskın olduğu dönemdir. Çocuklar anne, baba ve evde yaşayan diğer bireylerin olumlu ve olumsuz tüm davranışlarını taklit eder. Okul öncesi çağı çocuğuna iyi örnek olmak ve olumlu davranış sergilemek beslenme açısından büyük önem taşır. Taklit ettiği ebeveyninin olumsuz davranışları çocuğa da yansır. Örneğin, sebze yemeyen bir annenin çocuğunun da sebze sevmediği sık karşılaşılan bir durumdur. Yetişkinler yemekler arasında ayrım yapmamalı, bu konuda çocuklara kötü örnek olmaktan kaçınmalıdır. Anne sütünden ek besinlere geçildiği dönemde besinler tek tek bebeğe tattırılmadıysa ve genelde bulamaç bir beslenme tarzı benimsendiyse(kendi ağzında çiğneyip çocuğuna veren bir hastam bile olmuştu...) çocuk tadını bilmediği besinleri reddeder.(Okuduğum bir yazıda gebelikte çok çeşit beslenen anne bebeklerinin daha geniş bir menüye sahip olduğu bunda gebelik esnasında çocuğun içinde bulunduğu sıvıya -amnios sıvısına- tatların geçtiği belirtilmişti ne kadar bilimsel bilemem ama denemek bi şey kaybettirmez hatta kazandırır bile... ) Bu dönemde çocuklar kendini ispatlamaya çalışır ve tercihlerini ön plana almak ister. Zorlama ve ısrardan hoşlanmaz ve bu zorlamalara zıt davranış geliştirerek yemek yemeyi reddedebilir. Çocuğun çevreye olan ilgisi yemek yemeyi ikinci plana atmasına neden olabilir. Daha çok psikolojik nedenlerle çocuklar yemek seçer. Seçtiği besinle ilgili geçmişte yaşadığı olumsuz bir duygu o besini daha sonraları reddetme nedeni olabilir. Örneğin, A yemeği çocuğa bir kez zorla yedirilmişse çocuk o besine karşı tepki oluşturabilir. Yemeklerin hazırlama ve sunuş biçimi de yine yemek seçme nedenleri arasındadır.(Sık karşılaştığım bir örnek hiç süt içmeyen çocuğa peki cacık sever mi dediğimde ooo bayılır 2 kase yer denilmesidir ee o zaman onu ver be kardeşim sütü de ama hiç verme gözünün önüne bile getirme kesinlikle demiyorum sen de iç çocuk görsün içmezse sen bilirsin de onun sütünü de iç o zaman gün geçtikçe yaa bu süt yoksa benim bildiğimden daha farklı bir şey mi diyen çocuk sırf meraktan bile olsa tadar...) Yemek seçen çocuklara yiyecekler değişik şekillerde hazırlanarak yedirilebilir. Ayrıca çocuğa yemeği değişik biçimlerde sunarken seçme şansı da tanınabilir. Örneğin; ıspanağı börek olarak mı, yumurtalı mı, yoğurtlu mu, kıymalı mı yemek istediği sorulabilir. Çocuğun iyi davranışlarda bulunduğu zamanlarda şeker, çikolata vb. şeylerle ödüllendirilmesi bazı besinleri reddetmesine neden olacak ve hep aynı şeyleri aynı yöntemle isteyecektir. Bu çağdaki çocuklara çeşitli besinlerin ne kadar gerekli olduğu onun büyüme ve gelişmesini sağlayacağı, yemezse büyüyemeyeceği her fırsatta anlatılmaya çalışılmalı ancak onun benimseyeceği bir öğretim şekli kullanılmalıdır. Çocuk süt içmek istemezse zorlamak yerine sütten yoğurt, muhallebi ve sütlaç yapılarak verilebilir. Çocuk et yemiyorsa kuru baklagillerden hazırlanan bir diyetle protein gereksinimi karşılanabilir. Yeme aralarının uzun olması nedeniyle çocuğun 3 öğün yerine, 5 öğün yemesi planlanmalıdır. Öğünler arasında meyve, süt, meyve suları, ayran gibi kesinlikle hazır değil tamamen evde hazırlanmış yiyecekler verilmelidir. Bu dönemde büyüme hızı ve iştahı azalacaktır. Yemek saatlerinde sıkıntılı anlar yaşanabilir. Ailesi ile birlikte sofraya oturarak yiyen ve elleriyle, kaşıkla yemesine izin verilen bebekte genellikle yeme sorunları pek görülmez. Öğünlerde çocuklara en çokihtiyacı olan besinleri vererek her oturduğunda tam bir öğün alması beklenmemelidir. Öğün aralarında abur cubur yemesine engel olunmalı, yemek istemediği zaman zorlanmamalıdır. Yemek yerken solunum yollarına besin kaçırmaması için bebek, gözetim altında tutulmalıdır. Çocuk kaşık kullanmaya başladığında yiyebileceği besin miktarı yetişkin porsiyonunun dörtte biri kadardır. Çocuğun bu besini kendi yemesi için izin verilmelidir. Doyduğunu gösteren başını sağa sola çevirme, yemeği itme, ilgisiz görünme vb. hareketlere dikkat edilerek yemesi için zorlamamalıdır. Bu dönemde çocuk sürekli olarak belirli bir besini isteyebilir. Örneğin, her kahvaltıda sadece peynir yemek isteyebilir. Sevdiği besinler her gün değişebilir. Bir gün yumurtayı çok severken ertesi gün asla yemek istemeyebilir. Bu durumda sakin olunmalı ve sağlıklı besinler vermeye devam edilmelidir. Ayrıca bazı çocuklar öğünlerini sizin yeterli gördüğünüz kadar yemeyebilir fakat zamanla ihtiyacı olanı yemeye başlar. Çocuğu eğitmek görevini ve sorumluluğunu paylaşan bireylerin, katı yasakları ve cezalandırmaları, sınırsız hoşgörüsü, çocuğun her istediğini verme ve yapma gibi davranışları beslenme ve iyi alışkanlıklar kazandırmayı zorlaştırmaktadır. Çocuklar, aile bireylerinin beslenme konusunda söylediklerinden çok yaptıklarından etkilenir. Beslenme saatleri ve aile sofrası, çocuğun beklediği mutlu bir olay durumuna getirilmelidir. Aile sofrasında tartışma, sürtüşme, acı ve üzüntü verici konuşmalar yapılmamalı, çocukla da ilgilenilmelidir. Büyükler belirli yiyecekleri sevmediklerinden, çocuğun az yediğinden, iştahsız olduğundan ve bazı besinleri sevmediğinden söz etmemeli, başka çocuklarla karşılaştırma yapılmamalıdır. Kendi kendine yeme becerisi gelişinceye dek çocuğa yardım edilmelidir. Anlayabilecek yaşta çocuğun hoşuna gidebilecek konuşmalar açmalı, ilgisi yönlendirilerek sorularından ve fırsatlardan yararlanılarak iyi alışkanlıklar kazanmasına yardım edilmelidir. Çocuk beslenmesinde yapılan yanlışlardan biri de çocuğun isteklerini ön plana alarak tek lezzetteki besinlere yer verilmesidir. Çocuğa yemek listesi hazırlanırken her lezzetteki besinden bulundurulmasına özen gösterilmelidir. Yemek ve kahvaltı sırasında ya da aralarında şekerleme, pasta, kurabiye, kolalı içecek ve benzerlerine alıştırılmamalı ancak butür besinlere de kesin yasak konmamalıdır (Yasaklar her zaman en çekicidir...) Çocuk, zevk aldığı bir oyunu oynarken yemeğe çağrılmamalı, gerekirse yemeğe yakın, ilgisi başka yöne kaydırılmalıdır. Yorgun, huzursuz ve kuşkulu olduğu anlarda yedirilmeyip biraz beklenmelidir. Bu anlarda yemeğe zorlanırsa beslenmeye ilgisi azalır hatta sindirim güçlüğü çeker. Ayrıca yiyecekler çok sıcak veya çok soğuk olmamalıdır. Okul öncesi çocuklarına kişisel temizlik alışkanlıklarının da kazandırılması gerekir. Yemekten önce ve sonra ellerin yıkanması, dişlerin temizlenmsi, yıkanmadan meyve yenilmemesi gibi konularda iyi alışkanlıklar kazandırılmalıdır. Çocuk rahat ve dinlenmiş olarak sofraya oturtulmalıdır. Böylece yemek yerken yorulmaz. HATIRLATMALAR VURGULAR:  Çocuğun kullanacağı kaşık ve çatal çocuğun eline ve ağzına uygun büyüklükte olmalı, oturuş yüksekliği masaya göre ayarlanmalıdır.  Yemeğini kendisinin yemesi beklenmeli, yemek yerken yetişkinler kadar becerikli olması beklenmemeli, üstüne ve etrafına dökmesini önlemek için koruyucu önlük ve örtü kullanılmalıdır.Sürekli haydi çabuk gibi uyarıcı kelimeler kullanılmamalıdır.  Yemek zamanında neşeli ve mutlu bir atmosfer yaratarak bu saatlerin çocuğu mutlu yapan saatler olması sağlanmalıdır.  Yemeklerdeki porsiyon miktarları küçük olmalı ve çocuğun ihtiyacı olduğunda yardım edilmelidir. Koca bir tabağı dolu dolu vermek yerine az miktarda koyup bitirince alkışlanmalı tebrik edilmeli biraz daha ister misin denilip yeniden önüne az miktarda konulmalıdır.  Çocuğun yemek seçmesini önlemek için 0-1 yaş döneminde çocuk değişik tattaki ek besinlere alıştırılmalıdır.  Genelde alması gereken ek besinler üç öğünde verilmeli, gerekirse ikindi vakti meyve ve meyve suyu, yatarken de süt içirilmelidir. Yemek aralarında şekerlemeler, kola, pasta, bisküvi ve kurabiye verilmesi yanlıştır.  Eğer ailenin yeterli ve dengeli bir beslenme düzeni varsa çocuk için özel yemek hazırlamak gerekmemektedir. Yalnız çocuğun dişleri tamamlanmadığı için çiğnenmesi güç yiyeceklerin yumuşak bir duruma getirilmesi gerekir. Ayrıca yemeklere ilave olarak çocuğa biraz süt, muhallebi veya yoğurt verilmelidir. Çocuklara İyi Beslenme Alışkanlığı Kazandırmada Yapılmaması Gereken Davranışlar  Zorlama, tehdit, korkutma: Zamanında ve yeterli miktarda yemediği, etrafı kirlettiği, çok yediği için ya da başka nedenlerle çocuğa baskı yapmak, bağırmak, zorla yedirmeye çalışmak, cezalandırmak gibi davranışlar çocuk üzerinde sonradan düzeltilemeyecek zararlı izler bırakır.  Çocuğun her istediğini yapmak ve yedirmek: Çocuğa aşırı ilgi göstermek, sonsuz hoşgörüyle onun isteklerine boyun eğmek, ne istiyorsa yapmak, vermek gibi davranışlar çocuk için kötülüktür. Sınırsız hoşgörü ile dengeli kişilik yapısı gelişemez.  Eğlendirerek yedirmek: Şarkı söyleyerek, dans ederek, televizyon seyrederek, peşinde dolaşarak ya da benzeri hareketlerle ilgisini başka yönlere kaydırma yoluyla çocuğa yemek yedirmeğe çalışmak doğru değildir.  Acele ettirmek ya da oyalamak: Çocuk yemek yerken çok acele ettirmek, gereksiz yere oyalanmasına göz yummak uygun bir tutum değildir.  Yarıştırma, kıskandırma: Yeterli yemediği için başka çocuklardan cılız ve çelimsiz olduğunu, başka çocukların iyi yediğini söylemek; onda kıskançlık hissine neden olarak yedirmeye çalışmak yanlıştır.  Pazarlık, yalvarma, ödüllendirme: Yemeğini yemesi için çocuğa yalvarmak, yemek yediğinde ödüllendirmek, çocuklarlarla pazarlık yapmak doğru davranışlar değildir. KAYNAK: www.ilyasyolbas.com

4 Temmuz 2012 Çarşamba

EK BESİNLER


Ek gıdalara; kaşık ya da bardakla, bebek oturur pozisyonda azar azar ve teker teker bebeğin besini kabul edip etmediği gözlemlenerek başlanmalıdır. Bir besine yeni başlandığında bebekte; kabızlık, gaz,
alerji gibi sorunlar görülebilir. Bu durumda besinin verilmesine bir süre ara verilip tekrar
denenir (doktorun bilgisi dahilinde), sorunun hangi besinden kaynaklandığını anlayabilmek için aynı anda birden fazla ek besine başlanmaz. Tamamlayıcı besinlere başlamada ve uygulamada her çocuğa aynı
şekilde uygulama yapılmaz. Her çocuk aynı besini aynı zamanda almayabilir. O zaman o besine eş değerde bir başka besin verilebilir.



 Ek Besinlere Alıştırmada Uyulması Gereken Kurallar
 Bebeğinizin huysuz ve yorgun olduğu zamanı tercih etmeyiniz.
 Sakin olun ve yeni beslenme şeklini hem sizin için hem bebeğiniz için iyi
bir deneyim haline dönüştürünüz.
 Bebeğiniz yeni emzirildiyse veya biberon maması ile beslendiyse
denemeyi erteleyiniz.
 Bebeği beslemeyi diğer işleriniz arasındaki 5 dakikalık süre içerisine
sığdırmaya çalışmayınız.
 Bebek kıpır kıpırken, durmuyor ve oturmuyorken deneme yapmayınız.
 Bebeğe kaşıkla besini vermeden önce masaya veya mama sandalyesine
bir parça yiyecek koyunuz ve besini tanımasına izin veriniz.
 Hastalık, ateş, diş çıkarma gibi nedenlerle keyfi kaçan bir bebeğe yeni
besinler denemeyiniz.


Ek Besinler Verilirken Dikkat Edilecek İlkeler
 Bebeğinize vereceğiniz her türlü gıda doğal ve taze hazırlanmış olmalıdır.
 Yutmasını kolaylaştırmak ve ek gıdanın akciğere kaçmasını engellemek için ek
gıda verirken onu kucağınızda kendini güvende hissedecek şekilde dik olarak
tutunuz.
 Besinlerin doğal tatlarına alışmalarını sağlayınız.
 Bebeğiniz için hazırladığınız besinlere katı yağ, şeker, tuz ve baharat
katmayınız.
 Bebeğinize vereceğiniz ek gıdayı onun gelişim düzeyine göre ağzında kontrol
edebileceği ve yutabileceği besinlerden yumuşak, pürtüksüz yarı sıvı besinler
seçiniz.
 Her yeni gıdaya tek tek ve yavaş yavaş başlayınız, az miktarda başlayıp (3-4 çay
kaşığı) her gün artırınız. 3 gün bir gıda denenip daha sonra başka bir gıda
denenebilir.
 Sevmediği bir gıdayı zorla vermeyiniz, yeniden denemek için bir süre
geçmesini bekleyiniz.
 Yeme hızı bebek tarafından belirlenmelidir.
 Beslemeden önce bebeğin kaşıktaki yiyeceğe ilgi göstermesini bekleyiniz.
İsterse bebeğin yiyeceği elleyerek tanımasına izin veriniz.
 Zamanla bebeğinizin kendi kendine yemesine izin veriniz, bu onun özgüvenini
artırır.
 Ek gıdalara başladıktan sonra da bebeğinizi 2 yaşına kadar emzirmeye devam
ediniz.
 Diş çıkarma dönemi bebeğin iştahsız ve huzursuz olduğu zamanlardır. Bu
dönemlerde bebek anne sütü veya biberon mamasını daha fazla almak
isteyebilir.
 Fazla ısrarcı olmayınız.
 Çocuğunuza bir yaşına gelene kadar mümkünse inek sütü vermeyiniz. Erken
yaşta verilen inek sütü çocuğunuzda alerji ve kansızlık yapar.
 Çocuğunuzu kansızlıktan korumak için demir yönünden zengin et, yumurta,
mercimekli baklagiller, pekmez gibi ek gıdalar veriniz.
 Çocuğunuza vereceğiniz ek gıdaların A vitamini açısından da zengin taze sebze
ve meyve olmasına dikkat ediniz. Bu, onu hastalıklardan koruyacaktır.
 Hazırladığınız gıdaları oda ısısında 2 saatten fazla bekletmeyiniz.
 Konserve, dondurulmuş ve paketlenmiş yiyecekleri, hazır meyve suları ve kolalı
içecekleri, içine boya, tatlandırıcı veya aroma katılmış besinleri bebeğinize asla
vermeyiniz.
 Çocuğunuz ile birlikte siz de yiyiniz; bu, onun iştahını artıracaktır. Çocuklar
kalabalıkta yemek yemeyi severler.
 Bebeklere pişmemiş havuç, sosis, fındık, fıstık, çekirdek, üzüm, gibi küçük kuru
yemişler vermeyiniz. Bunlar, nefes borusuna kaçarak boğulmaya ve akciğerlerin
zarar görmesine neden olabilir.

Bebeklerin Katı Besinlere Geçişinde Karşılaşılan Problemler
Bebeklerin katı besinlere geçişi önemli bir süreçtir. Bu süreçte zaman zaman
problemlerle karşılaşılabilir. Bebek katı besinleri yemeyi reddederse;
Kaşık olarak parmak ucunuzu kullanınız. Bebekler kaşığa nazaran parmakları daha
hoş karşılar. Bir parça sebze ya da meyve püresini parmaklarınıza koyunuz ve bunu oradan
emmesine izin veriniz. Bu şekilde rahat yemeyi öğrendikten sonra, bir miktar yiyeceği
dilinin ucuna yerleştiriniz böylece zamanla dilinin ucundaki yiyeceği geriye doğru boğazına
atarak yutmayı öğrenebilir.
Plastik ya da tahta kaşık deneyiniz; metal kaşıklar, soğuk hissi verir, bebeğinizin
dikkatini çekerek yemesini engelleyebilir.
Yemesi için zorlamayınız. Bebeğinizi beslemenizdeki amaç, ona yeni tatlar ve yeme
yöntemlerini tanıtmaktır.
Zaman zaman bebeğiniz, katı yiyecekleri istemeyecektir. Bu olduğu zaman, ısrarcı
olmayın ve başka bir gün deneyin. Bebeğiniz hazır olduğunda yiyecektir.


EMZİRME


Emzirme, bebeklerin sağlıklı büyümesi ve gelişmesi için en uygun, en doğru beslenme
yöntemidir ve anne ile bebeğin sağlığı üzerinde çok özel biyolojik ve duygusal etkilere
sahiptir.
Bebekler, altı aylık süre içinde sadece anne sütü ile beslenebilir ve bu onlar için
yeterlidir.

İlk günler ve haftalarda emzirme 1 saate kadar uzayabilir. Emzirmede temel kural, bebeğin önce bir memeden daha sonra ara verip altını temizleyip diğer memeden emzirilmesidir.

Emzirme esnasında, günde bir defa meme başının su ile silinmesi gerekir. Sabunla
veya karbonatlı su ile temizleme meme ucunun kolayca tahriş olmasına ve çatlamasına
neden olur.

Emzirildikten sonra bebek, anne omsuzuna yatırılarak sırtı hafif hafif sıvazlanıp gazı
çıkarılmalıdır. Bebekler ağızdan gaz çıkarırken çok az da mama dışarı çıkarır. Bu kusma
değildir. Anne önceden omzuna temiz bir tülbent koyarsa üstü kirlenmez. Gazı çıkartılmadan
yatırılan bebeklerin kusabileceği, kusmasa bile gaz sancısından rahatsızlanıp ağlayacağı
unutulmamalıdır. Emzirilip gazının çıkması sağlanan bebek uyuması için fazla sarsmadan
hafif sağa dönük (yan) şekilde yatırılır. Bu pozisyon onun, kusması halinde boğulmasını
engeller. Bebeklerin beslenmeden sonra altı değiştirilmemeli bu işlem, beslenmeden önce
yapılmalıdır.

Emzirmede Dikkat Edilecek İlkeler
 Annenin sakin gürültüsüz bir ortamda rahat oturması sağlanmalıdır. Fiziksel
rahatlama süt salınması için gereklidir.
 Bebeğin kollarının ağız-meme temasını önlememesi sağlanmalıdır.
 Emzirmeye başlamadan önce bebeğin burnunun açık olup olmadığı kontrol
edilmeli, açık değilse temizlenmelidir.
 Anne, meme başını bebeğin yanağına dokundurarak arama refleksini uyarıp
bebeğin kendisinin meme başını bulmasını sağlamalıdır. Bebeğin başını
memeye doğru iterek veya meme başını zorla ağzına vererek emzirmeye
çalışmak bebeğin sinirlenerek emmeyi reddetmesine neden olabilir.
 Emme sırasında meme başının tamamı ve areolanın ( meme başı çevresindeki
koyu renkli bölge ) büyük bir kısmının bebeğin ağzında olması sağlanmalıdır.
 Anne serbest olan elinin baş ve işaret parmağı üstte areola kenarında diğer üç
parmağı areolanın altında olacak şekilde memeyi tutmalı ve hafifçe bastırarak
hem sütün kanallara akışını kolaylaştırmalı hem de bebeğin burnunun memeye
gömülmesini engelleyerek rahat nefes almasını sağlamalıdır.
 Emzirme sonunda memeyi zorlayarak bebeğin ağzından çekmek meme başına
zarar verebilir. Anne küçük parmağını yandan bebeğin ağzına doğru iterek
emmeyle oluşan negatif basıncı ortadan kaldırırsa memeyi rahatça çekebilir.




3 Temmuz 2012 Salı

ANNEMİZİN AK SÜTÜ


Anne sütü, bebeklere gereksinimi olan tüm besin öğelerini tek başına ilk altı ay
sağlayabilen en iyi besindir.
Anne sütü ve doğumdan sonra gelen ilk ağız sütü, bebek için
çok önemlidir, çünkü bebeği hastalıklara karşı koruyan ilk aşıdır.
Anne sütü bebekler için yaşamsal öneme sahip olduğu gibi bebeğin annesiyle emzirme yolu ile sevgi bağı
kurabilmesi için en iyi iletişim yoludur.



Anne Sütünün Çocuk Yönünden Önemi
 Bebeğin büyüyüp gelişmesi için gerekli olan besin maddeleri anne
sütünde bulunmaktadır. Miktar ve çeşit bakımından bebeğin bünyesine en
uygun besindir.
 Anne sütündeki proteinin kalitesi yüksek, sindirimi kolaydır. Alerjik
etkisi daha azdır.
 Anne sütü, esas yağ asitleri bakımından zengindir. Anne sütünde bulunan
lipaz, sindirimi kolaylaştırır.

 Anne sütünde bulunan mineral maddeler inek sütünden fazla ve çocuğa
göredir.
 Anne sütü, bebeğin hastalıklara ve zararlı maddelere karşı korunmasını
sağlar. Anne sütünde çeşitli hastalıklara karşı, bağışıklık cisimcikleri
vardır.
 Çocuk ölümleri, anne sütü ile beslenenlerde daha az görülmektedir.
 Anne sütüyle beslenen çocuklarda bağırsak bozuklukları, gaz sancısı,
kusma, ishal, kabızlık durumlarına daha az rastlanır.
 Anne sütü, anne ile bebek arasındaki sevgi bağını geliştirir. Çocukta
güven duygusunun gelişmesini sağlar.


Anne Sütü ile Beslenmenin Anne Yönünden Önemi
 Anne sütü ile beslenme ekonomik, kolay ve güvenlidir.
 Anne için psikolojik doyum sağlar, anneyi ruhsal yönden rahatlatır.
 Memede süt birikimine engel olarak anneyi rahatlatır, meme kanserinden
korur.
 Anne ve bebek arasındaki bağları geliştirir.

MUHTEŞEM BİR KURABİYE

Muhteşem bir lezzet mutlaka deneyin :))
http://www.pemberehber.com/2010/10/27/tahinli-kurabiye-tarifi-mini/

1 Temmuz 2012 Pazar

BEBEK BESLENMESİ-2


Yeni doğan bebek yaşamını sürdürmek ve
ihtiyaçlarının karşılanması için anneye bağımlıdır. Bu durumda bebeğin sağlıklı bir şekilde
büyüyüp gelişebilmesi, annenin bebek beslenmesinin önemini bilmesi ve uygulaması ile
mümkündür.

0–1 yaş dönemi diğer yıllara oranla hızlı büyüme ve gelişme yılıdır. Bu dönemde yeni
dokuların yapımı için mineral, vitamin ve proteinlere daha fazla ihtiyaç vardır. Ayrıca
çocuğun büyüme süreci içinde olması ve devamlı hareket etmesi enerji ihtiyacını artırır. İyi
beslenme; çocuğa normal bir gelişimin yanı sıra sağlam ve hastalıklara dayanıklı bir bünye
kazandırır.

Bebeğin beslenme alışkanlığı dengeye oturtulursa duygusal
gelişimi de olumlu yönde etkilenir. Özellikle emme sırasında anne ve çocuk arasında kurulan
duygusal bağ, temel güven duygusunu geliştirir.

Beslenme Özellikleri
 Beslenme, sağlıklı ve düzenli olmalıdır. Özellikle çağımızda şu konuya dikkat edilmelidir besinler mümkün olduğunca taze mevsimine uygun ve hormonsuz olmalıdır. Konserve gıdalardan kaçınılmalıdır. Güvenilir organik ürünler tercih edilmelidir. Hazır meyve püreleri yerine cam rendede kendi yaptığınız meyve püreleri daha sağlıklı olacaktır. Özellikle besleme hayvan eti yerine mümkün olduğunca doğal ortamda beslenmiş hayvanın eti verilmelidir. Kuzu eti, börtü böcek yiyen o eti saatlerce pişen ve gene de yumuşamayan köy tavuğu, köy yumurtası ve mümkün olduğunca deniz balığı ve balığın da küçük boyutlardakileri tercih edilmelidir. Deniz balığı diye piyasada kocaman kocaman balıklar satılmakta bu balıklar evet denizde yetişiyor ama yem ile besleniyorlar hiçbir alternatif yoksa gene hazır tavuklardan daha iyidir ama yine de beslenilemeyen balıkları tercih etmek lazım. Balığın ufaklığıyla ne alakası var diye düşünebilirsiniz ancak bir balık büyüdükçe daha fazla yaşamış anlamına gelir ve her gün denizlerdeki mevcut ağır metalleri daha da bünyesinde barındırdığı anlamına gelir. Bir de balık yağı meselesi var ona ilerleyen günlerde değineceğim...

 Bebeğe tüm besin guruplarından, ihtiyacı kadar ve her öğünde verilmelidir. Hiçbir bebek anne babasının tercih ettiği yiyecekleri yemek zorunda değildir. Ben vejeteryan bir annenin etobur kızıyım olmaz demeyin olur. İhtiyacı kadar olayı çok önemli aileler ek besine başlayınca kase kase yedireceklerini sanıyorlar oysa ki bebeğin ihtiyacı ayına ve kilosuna göre değişemekte özellikle yeni başlanan bir besinin 1-2 kaşık başlanılıp yavaş ve tedbirli arttırılması gerekir.

 Bebeğin beslenmesi, yaşına ve gelişim sürecine uygun olmalıdır. Ek besinlere başlanılmış bir çocuk artık oturabilen ve yutma kasları iyice gelişmiş kaşıkla beslenebilecek bir çocuktur. Ek besinler kesinlikle biberonla verilmez.

 Bebeğin beslenmesinde anne sütü tercih edilmelidir(ilk 6 ay yalnız anne sütü su bile verilmeyecek 2 yaşına ve hatta çocuk bırakana kadar ara ara anne sütü verilmeye devam edilecek.).

 Bebek günde 3–4 saat ara ile 5–6 öğün beslenmelidir. Her çocuğun ihtiyacına göre beslenmesi en uygunu olsa da genellikle bu aralık bu şekildedir. Çocuk saat kurulup dakikası dakikasına planlı programlı beslenmemelidir çocuklar düzeni severler ancak düzen yapacam diye gerim gerim gerilmeyi hiç sevmezler mümkün olduğunca esnek davranıp düzeni ayarlamak daha doğrudur. Beslenme esnasındaki en ufak gerginlik      size ve bebeğinize yeme problemleri olarak geri dönecektir.

 Bebeğe ek besinler zamanında, azdan başlayarak verilmelidir. Ek besinler aylara göre dikkat edilerek tercih edilir. Erken verilen gıda alerjik durumlara yol açabilir veya verdiği rahatsızlık çocuğu ek besinlerden soğutabilir. Ek besinler mümkün olduğunca anne sütü alırken verilmelidir ki alerjik durum gelişmesini anne sütü engeller vücuda o besini daha iyi tanıtır ve sindirimini de kolaylaştırır.
 Bebeğe zaman zaman tatlı yerine tuzlu besinler de verilmelidir. İlk 1 yaşta özellikle hazır şeker içeren gıdalar, tuz kullanılmamalıdır. Hatta benim önerim meyvelerden önce sebzeleri tattırmaktır çünkü meyvenin o güzel şekerli tadından sonra sebzeyi kabullenmek daha zor olabilir.
 İlk defa verilen bir gıda alerjik bir durum yaratırsa, bir süre ara verildikten sonra
yeniden denenmelidir. Mutlaka doktor kontrolünde yeniden başlanmalıdır. Yeni başlanan bir besin her gün bir yenisi ile değiştirilirse hangi besinin alerji yaptığı tam kestirilemeyebilir o yüzde yeni bir besin en az 3 gün üst üste verilir mümkünse arada boşluk bırakılarak yeni besine geçiş yapılır.
 Çocuğu beslerken anne sevgi ve şefkat göstermelidir. Beslenme saatleri huzur ve mutluluk vermelidir. Bazı çocukların annelerinin aşırı titiz tutumları sürekleri ağız silme hareketinin yapılmasının bile çocukların bazılarında yemekten soğumalara sebep olmuştur.


BEBEK BESLENMESİ NEDEN ÖNEMLİDİR?


Bebeklerin sindirim sistemi fonksiyonları tam olarak gelişmediği için onlara, sindirim
sistemlerini yormayacak özel besinler vermek çok önemlidir.
Bağışıklık sisteminin geliştiği, fiziksel ve zihinsel gelişimin çok hızlı olduğu bu dönemde besinleri hijyen kurallarını uygulayarak hazırlamak ve aylara göre vermek, gelişim sürecinin desteklenmesi için şarttır.

UYGUN OLMAYAN BESİN İLE BESLEMENİN ön planda 3 ana sakıncası vardır 
1-ilki çocuğa hazmedemeyeceği besinler verirsek huzursuz olur, beslenmek istemez reflü gibi bazı problemler ortaya çıkabilir var olan reflüyü arttırabilir
2-Anne sütü alan bebekte mideyi gereksiz yere dolduran kalitesiz besin tokluk hissi yaratacağından o çok kıymetli anne sütünün alımını azaltır
3-Tam olarak sindirilemeyen bazı besinler daha olgunlaşmamış bebek bağırsağından kana karışacak ve alerjik durumlara sebep olacaktır.