Translate

sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ekim 2012 Çarşamba

ilkyardım/ hayvan ısırıkları

Günler geçiyor yaz bitti derken bugün forması üstünde güzel mi güzel bir kız akrep sokması nedeniyle polikliniğe başvurdu. Okula gitmek için hazırlanırken sol el orta parnağını sokmuş. Neyse ki bu bölgedeki akrepler pek zehirli değil, küçük bebekler dışında pek zararları dokunmuyor. Bu güzel kızımız elini kolunu sallaya sallaya geldiğinden parmak olmuş bir tokmak... Bazen basit ama iş kolaylaştıran ufak bilgiler vardır, işte bu paylaşımı yapmanın zamanı geldi dedim ve başladım yazmaya...Kedi,köpek,vahşi hayvan ısırması: Isıran hayvanın öldürülmeden yakalanması şarttır. Isırık yerinin bol su ve sabunla yıkanması yarar sağlayacaktır. Hasta taşınırken ısırılan yer hareket ettirilmemeli, hastanın yürümesine izin verilmemelidir.Akrep, böcek, arı, karınca, örümcek ısırması: Kaşıntı, kızarıklık,ağrı ve şişlik meydana gelebilir. Bazı kişilerde 24 saate kadar gecikebilen alerjik reaksiyon olasılığı akıldan çıkarılmamalıdır. Arı sokmasında eğer içerde kalmışsa iğnesi derhal çıkarılmalıdır. Yara sabunlu bol su ile yıkanır. Ağrının giderilmesinde buz uygulaması yararlı olabilir. Çok sayıda sokmalarda göz çevresi ve ağız çevresindeki sokmalarda hasta mutlaka bir sağlık kuruluşuna götürülmelidir. Akrep sokmalarında kol yada bacak hareketsiz hale getirilmelidir. Akrep serumu uygulanmak üzere en yakın hastaneye götürülür. Bütün böcek sokmalarında ve hayvan ısırıklarında tetanoz riski vardır. Bu durumda aşı yapılmalıdır. Yılan ısırması: Yara bol su ile yıkanmalı derideki şişme olasılığına karşı bütün takılar çıkarılmalıdır. Isırılan bölge kesilerek kanatılmaz, emilmez, turnike uygulanmaz ve amonyak sürülmez. Kol ve bacakta ise yaranın üst bölgesinden dolaşımı engellemeyecek şekilde bandaj yapılır. Kene ısırması: Kesinlikle ciltte duran keneyi ezmemeli yada yakmamalıyız. Bu durum keneyi strese sokar ve daha fazla toksik maddeyi vücuda vermesine sebep olur. Hemen en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Deniz hayvanı ısırmaları: Eldiven giymeden hastaya müdahale edip iğne veya diken çıkarılmaya çalışılmamalıdır. Bir havlu ile silerek bu diken veya iğneler çıkarılmaya çalışılır. Yarayı tuzlu veya bol sabunlu suile yıkadıktan sonra hastanın dayanabileceği sıcaklıktaki su ile 30 dakika yarayı ıslatmak fayda sağlar.

13 Eylül 2012 Perşembe

sık hasta olan çocuk

Başta benim kızım da dahil olmak üzere tüm çocuklar maalesef enfeksiyonlara çok yatkınlar. Bunun nedenleri arasında hem kendilerini koruma bilincine sahip olmamaları hem de bağışıklık sisteminin tam olgunlaşmamış olması başta gelir. Anne karnında belli miktarlarda koruyucu antikor dediğimiz ürünler çocuğa geçer, bu antikorların ömrü maalesef ömür boyu koruyacak kadar uzun değildir. Yaklaşık 2 yaşa kadar korur bir miktar korumasına da daha sonra koruyuculuğu hızla azalır. Aynı zamanda anne sütüne geçen antikorlar, savaş hücreleri ve bazı maddeler çocuğu emzirme süresince korur. O yüzden emzirmenin çok kıymetli olduğu söylenir. Son yıllarda yapılan araştırmalarda anne sütünün yalnızca emzirme döneminde değil, çocuğun tüm yaşamı boyunca faydalı etkileri olduğu diyabet, tansiyon, kanser, çeşitli immün hastalıklar, obezite, alerjik hastalıklardan koruduğu da saptanmıştır. Bu araştırmalar binlerce çocuk değerlendirilerek yıllarca kayıt tutularak hesaplandığından "yok canım benim babam 4 yıl emmiş yinede şeker hastası işte" dememek lazım. Şekerin başlangıç yaşını etkilemiş olabilir belki 5 yıl daha erken ortaya çıkacaktı da 5 yıl geç oluştu bunun aksini kim ispat edebilir? Veya seyrinde hafif gidişlere yol açıyor olabilir. Yıllarca tedavi alan ve yaşantısını sağlıklı bir şekilde sürdüren şeker hastalarıda var erken dönemde böbreklerde hasar oluşturup hastanın diyalize girmesine sebep olan da var... Çocukların işte bu hem sütün hem anne karnındayken geçen antikor ve bazı maddelerin koruyuculuğunun azaldığı dönem ne hikmetse tam da çocuğun çevreye açıldığı artık parklarda sokaklarda oynadığı döneme denk düşer. Tabi doğumdan itibaren yapılan koruyucu aşıları da unutmamak lazım. Aşıları başka bir yazımda ayrıntılı anlatacağımdan sokaklarda dokunduğu heryerden havadan sudan buluttan nem kapan çocuklara dönelim. Bu dönemde ise çocuğu koruma konusunda aile devreye girer. Okula giden kardeşi olan çocuklar, kalabalık ailelerdeki çocuklar, okula, kreşe yeni başlayanlar anneleri, bakıcıları ağzıyla kuş da tutsa daha çok hasta olur. Okulların yeni açıldığı şu dönemde özellikle bu yazıyı paylaşmak istedim. Öncelikle sık el yıkama, dışardan eve gelince el yüz hatta kol yıkanması, başkalarının bardağından, suluğundan ortak kullanımın yanlış olduğunun öğretilmesi fiziksel koruma yöntemleriyken,yazının ana konusu bağışıklık sistemi ile doğrudan ilişkili olduğu saptanmış beslenmeden bahsetmek istiyorum. Beslenmede A vitamini, E vitamini, C ve D vitamini ağırlıklı beslenme demir, çinko, selenyum, omega-3'ten zengin diyet probiyotik, prebiyotik ve bol sıvı tüketimi en önemli başlıklar. Vitamin takviyesi yerine doğal yollardan temin edilmiş bu besin öğeleri daha kıymetli. Sıvı tüketimiyle ilgili sıkça yapılan bir yanlıştan bahsetmek istiyorum: Hiç te önermediğimiz çay, kahve, meşrubat ve hazır meyve suları asla suyun yerini tutmaz çünkü içindeki maddeler nedeniyle zaten böbrekten daha fazla sıvı atılımı sağlar; yani bir bardak meşrubat= 2 bardak idrar diye örneklesem sanırım anlatmış olurum. Sık hasta olan çocuk eğer çocuk doktoru ve kulak burun boğaz uzmanı tarafından değerlendirilip geniz eti ve bademcik operasyonuna yönlendirilebilir. Alerjik rahatsızlığı olanlar daha sık hasta olur. Grip aşısı hastalıkların daha az sayıda ve daha hafif seyirli geçmesine neden olabilir. Aylık iğne konusu da bazı hekimlerce yapılan yanlış uygulamalara sebep olabilmekte çocuk doktoru değerlendirmesi ve önerisi sonrası kullanılmalı ve ayda bir değil 3 haftada 1 çünkü iğne 3 hafta koruyuculuğa sahip.İşin özeti fiziksel ve besinsel korumayla bağışıklığın devam ettirilmesi lazım. Burun tıkanıklığına özellikle dikkat etmek lazım ağızdan nefes alan çocuğun boğazı kurur ve bu hasarlı alana mikroplar daha kolay yerleşir. Oda içi nemlendiricileri kuru havası olan yerleşim yerlerine öneriyoruz ama kesinlikle 24 saat boyu değil en fazla 12 saat çünkü çok nemli hava da bu sefer allerjik maddelerin havada daha fazla asılı kalmasına alerjik hadiselerin artmasına neden oluyor. Ayrıca ev içinde sigara içen biri varsa bu da sık hastalığa sebep olabiliyor. Balkonda içme, 100 metre, 300 metre ilerde içme hiç fark etmiyor, gerçekten zarar vermemesi için bir tek sigaradan sonra tüm giysilerin değiştirilip duş alınması gerekiyor. Ayrıca sigara içen ebeveyn ilerde çocuğuna kötü örnek olup çocuğununda içmesine sebep olarak ileri dönemdeki sağlığını bile etkilemiş oluyor. Bir de pasif içicilerin üstüne sinmiş koku,duman da çocuklara zarar verebiliyor.Not: Sık idrar yolu enfeksiyonu geçiren çocuklarla ilgili ayrı bir yazım olacak. İyilik ve sağlıkla kalın...

26 Temmuz 2012 Perşembe

Koruyucu sağlık rehberi-3

"Hiç ihtiyaç duyulmadan yapılan davranışlar, hiç vazgeçilmeyen alışkanlıklara dönüşebilir." 1972 yılında bir araştırmacı tarafından yapılan bir çalışmada aşağıdaki yedi sağlık davranışının önemi vurgulanmış: Sigara içmeme, hergün kahvaltı yapma, alkol içmeme veya çok az içme, düzenli egzersiz yapma, günde yedi sekiz saat uyuma, öğün arasında yemek yememe, normal vücut ağırlığının en az %10 üstünde olma, işleri ılımlı yaklaışmla yapma,evdeki tehlike oluşturacak kırık yer ve aletleri onarma

24 Temmuz 2012 Salı

KORUYUCU SAĞLIK REHBERİ-2

"Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi." Kanuni Sultan Süleyman Sağlığın geliştirilmesi: İnsanların kendi sağlıkları üzerindeki denetimlerini arttırmalarını ve sağlıklarını geliştirmelerini sağlama sürecidir.Riskler aşağıda sıralanan altı davranış biçiminin önlenmesi ile önemli ölçüde azaltılabilir: *Tütün kullanımı *Yaralanmalar ve şiddete yol açan davranışlar *Alkol ve madde kullanımı *Hastalığa yol açan kötü beslenme ve temizlik alışkanlıkları *Hareketsiz yaşam biçimi *İstenmeyen gebeliklere ve enfeksiyonlara yol açan cinsel davranışlar Ve bu davranış modellerini çocuklarımıza yasaklar, kurallar halinde sunmaktansa örnek alınmış birer yaşam tarzı ve davranış olarak sunmak ise daha da kıymetli ve etkili...

23 Temmuz 2012 Pazartesi

KORUYUCU SAĞLIK REHBERİ-1

Sonunda büyük bir heyecanla okuduğum kitabı tatili fırsat bilip bitirdim... Şimdi benim için en önemli kısmı olan okuduklarımı paylaşma zamanı umarım faydası dokunur. "Sağlık insanların başında öyle bir taçtır ki, onu ancak hastalar görürler." Ben ilkokuldayken sağlık; hiç yorulmadan oynama, gidilebilen her okul günüyken üniversitede; hergün kaçırılmayan dersler ve pratikler, berbat olmayan sınavlar... Asistanken; iş güç kaybı olmayan, kimseye yük olmadığım günler... Anne olunca kızımın sağlıklı olduğu hergün anlamına geliyorken Dünya sağlık örgütü için ise sağlık şu anlama geliyormuş: Yalnızca hastalığın ve engelliliğin olmayışı değil; bedence, akılca, ruhça ve sosyal yönden bireysel, grupsal, toplumsal tam iyilik halidir.

1 Temmuz 2012 Pazar

BEBEK BESLENMESİ-2


Yeni doğan bebek yaşamını sürdürmek ve
ihtiyaçlarının karşılanması için anneye bağımlıdır. Bu durumda bebeğin sağlıklı bir şekilde
büyüyüp gelişebilmesi, annenin bebek beslenmesinin önemini bilmesi ve uygulaması ile
mümkündür.

0–1 yaş dönemi diğer yıllara oranla hızlı büyüme ve gelişme yılıdır. Bu dönemde yeni
dokuların yapımı için mineral, vitamin ve proteinlere daha fazla ihtiyaç vardır. Ayrıca
çocuğun büyüme süreci içinde olması ve devamlı hareket etmesi enerji ihtiyacını artırır. İyi
beslenme; çocuğa normal bir gelişimin yanı sıra sağlam ve hastalıklara dayanıklı bir bünye
kazandırır.

Bebeğin beslenme alışkanlığı dengeye oturtulursa duygusal
gelişimi de olumlu yönde etkilenir. Özellikle emme sırasında anne ve çocuk arasında kurulan
duygusal bağ, temel güven duygusunu geliştirir.

Beslenme Özellikleri
 Beslenme, sağlıklı ve düzenli olmalıdır. Özellikle çağımızda şu konuya dikkat edilmelidir besinler mümkün olduğunca taze mevsimine uygun ve hormonsuz olmalıdır. Konserve gıdalardan kaçınılmalıdır. Güvenilir organik ürünler tercih edilmelidir. Hazır meyve püreleri yerine cam rendede kendi yaptığınız meyve püreleri daha sağlıklı olacaktır. Özellikle besleme hayvan eti yerine mümkün olduğunca doğal ortamda beslenmiş hayvanın eti verilmelidir. Kuzu eti, börtü böcek yiyen o eti saatlerce pişen ve gene de yumuşamayan köy tavuğu, köy yumurtası ve mümkün olduğunca deniz balığı ve balığın da küçük boyutlardakileri tercih edilmelidir. Deniz balığı diye piyasada kocaman kocaman balıklar satılmakta bu balıklar evet denizde yetişiyor ama yem ile besleniyorlar hiçbir alternatif yoksa gene hazır tavuklardan daha iyidir ama yine de beslenilemeyen balıkları tercih etmek lazım. Balığın ufaklığıyla ne alakası var diye düşünebilirsiniz ancak bir balık büyüdükçe daha fazla yaşamış anlamına gelir ve her gün denizlerdeki mevcut ağır metalleri daha da bünyesinde barındırdığı anlamına gelir. Bir de balık yağı meselesi var ona ilerleyen günlerde değineceğim...

 Bebeğe tüm besin guruplarından, ihtiyacı kadar ve her öğünde verilmelidir. Hiçbir bebek anne babasının tercih ettiği yiyecekleri yemek zorunda değildir. Ben vejeteryan bir annenin etobur kızıyım olmaz demeyin olur. İhtiyacı kadar olayı çok önemli aileler ek besine başlayınca kase kase yedireceklerini sanıyorlar oysa ki bebeğin ihtiyacı ayına ve kilosuna göre değişemekte özellikle yeni başlanan bir besinin 1-2 kaşık başlanılıp yavaş ve tedbirli arttırılması gerekir.

 Bebeğin beslenmesi, yaşına ve gelişim sürecine uygun olmalıdır. Ek besinlere başlanılmış bir çocuk artık oturabilen ve yutma kasları iyice gelişmiş kaşıkla beslenebilecek bir çocuktur. Ek besinler kesinlikle biberonla verilmez.

 Bebeğin beslenmesinde anne sütü tercih edilmelidir(ilk 6 ay yalnız anne sütü su bile verilmeyecek 2 yaşına ve hatta çocuk bırakana kadar ara ara anne sütü verilmeye devam edilecek.).

 Bebek günde 3–4 saat ara ile 5–6 öğün beslenmelidir. Her çocuğun ihtiyacına göre beslenmesi en uygunu olsa da genellikle bu aralık bu şekildedir. Çocuk saat kurulup dakikası dakikasına planlı programlı beslenmemelidir çocuklar düzeni severler ancak düzen yapacam diye gerim gerim gerilmeyi hiç sevmezler mümkün olduğunca esnek davranıp düzeni ayarlamak daha doğrudur. Beslenme esnasındaki en ufak gerginlik      size ve bebeğinize yeme problemleri olarak geri dönecektir.

 Bebeğe ek besinler zamanında, azdan başlayarak verilmelidir. Ek besinler aylara göre dikkat edilerek tercih edilir. Erken verilen gıda alerjik durumlara yol açabilir veya verdiği rahatsızlık çocuğu ek besinlerden soğutabilir. Ek besinler mümkün olduğunca anne sütü alırken verilmelidir ki alerjik durum gelişmesini anne sütü engeller vücuda o besini daha iyi tanıtır ve sindirimini de kolaylaştırır.
 Bebeğe zaman zaman tatlı yerine tuzlu besinler de verilmelidir. İlk 1 yaşta özellikle hazır şeker içeren gıdalar, tuz kullanılmamalıdır. Hatta benim önerim meyvelerden önce sebzeleri tattırmaktır çünkü meyvenin o güzel şekerli tadından sonra sebzeyi kabullenmek daha zor olabilir.
 İlk defa verilen bir gıda alerjik bir durum yaratırsa, bir süre ara verildikten sonra
yeniden denenmelidir. Mutlaka doktor kontrolünde yeniden başlanmalıdır. Yeni başlanan bir besin her gün bir yenisi ile değiştirilirse hangi besinin alerji yaptığı tam kestirilemeyebilir o yüzde yeni bir besin en az 3 gün üst üste verilir mümkünse arada boşluk bırakılarak yeni besine geçiş yapılır.
 Çocuğu beslerken anne sevgi ve şefkat göstermelidir. Beslenme saatleri huzur ve mutluluk vermelidir. Bazı çocukların annelerinin aşırı titiz tutumları sürekleri ağız silme hareketinin yapılmasının bile çocukların bazılarında yemekten soğumalara sebep olmuştur.


BEBEK BESLENMESİ NEDEN ÖNEMLİDİR?


Bebeklerin sindirim sistemi fonksiyonları tam olarak gelişmediği için onlara, sindirim
sistemlerini yormayacak özel besinler vermek çok önemlidir.
Bağışıklık sisteminin geliştiği, fiziksel ve zihinsel gelişimin çok hızlı olduğu bu dönemde besinleri hijyen kurallarını uygulayarak hazırlamak ve aylara göre vermek, gelişim sürecinin desteklenmesi için şarttır.

UYGUN OLMAYAN BESİN İLE BESLEMENİN ön planda 3 ana sakıncası vardır 
1-ilki çocuğa hazmedemeyeceği besinler verirsek huzursuz olur, beslenmek istemez reflü gibi bazı problemler ortaya çıkabilir var olan reflüyü arttırabilir
2-Anne sütü alan bebekte mideyi gereksiz yere dolduran kalitesiz besin tokluk hissi yaratacağından o çok kıymetli anne sütünün alımını azaltır
3-Tam olarak sindirilemeyen bazı besinler daha olgunlaşmamış bebek bağırsağından kana karışacak ve alerjik durumlara sebep olacaktır. 

29 Haziran 2012 Cuma

Yenidoğan bir bebek ne sıktıkta muayene edilmelidir?


Yenidoğan bir bebek doğumdan hemen sonra, 1.hafta, 2.hafta ve 30. günde yeniden değerlendirme için doktor tarafından muayene edilmelidir.
Bir bebek için en değerli besin annesine ait süt ve sevgidir.
İlk günlerde dikkat edilecek durumlar özellikle prematüre bebekler için ısı kontrolü, beslenme ve sarılık takibidir.

28 Haziran 2012 Perşembe

Yenidoğan tarama testleri


Özellikle kusma problemi olan bebekler dik yatırılmalıdır kusup ciğerlerine kaçırmaması için yan yatırılmalıdır.
Göbek bakımı kesinlikle batikon betadin türevi bir maddeyle yapılmamalıdır, bu solüsyonların içinde yer alan yüksek iyot bebeğin tiroit bezinde geçici tembelliklere yol açabilir. Göbek illa bir temizlik gerektiriyorsa alkol ile temizlenebilir, ama ne kadar az müdahale ile o kadar çabuk iyileşme görülür. Göbek bağı mutlaka bezin dışında kalacak şekilde bezin üst kısmı kıvrılarak bağlanılır. Banyo göbek düşene kadar yaptırılmasa iyi olur zaten ciltteki beyaz kremvari madde cilt için çok yararlıdır ama illa yıkanmak istenirse göbeğine su değdirmeden yıkanması gerekmektedir.
Yenidoğan bir bebek ne kadar sağlıklı ve mükemmel olursa olsun doğar doğmaz 2 tane  biri K vitamini biri ilk hepatit aşısı olmak üzere kas içi uygulanacak iğnesi vardır. Çoğunlukla doğum salonunda zaten hemen uygulanır. Aynı şekilde çocuğun olası problemlerini erken tanımak açısından bazı tarama testleri yapılması gerekir. 
1- Sarılık kontrolü- bazı doktorlar rutin kontrol bakmaktadır ben muayeneye göre veya bir kan uyuşmazlığı varsa öneriyorum
2-Topuk kanı sağlık ocağından da verilebilir aynı zamanda bir sonraki aşı için ne zaman gelineceği bilgisi verilir.
3-Tiroit fonksiyon testi: Aslında topuk kanında bakılan testlerden biridir ama onun sonucunun çıkması 15-20 günü bulduğundan daha hızlı sonuç vermesi açısından bu testi genelde yaptırırım.
4-İşitme ve görme testi: Ailelerin en yaptırmak istemediği testtir hocam duyuyor hocam görüyor ya kardeşim senin anlayabileceğin bir durum olsa zaten niye önerilsin çok kolay 2 test altı üstü riski yok artısı var eksisi yok hala niye diretirler anlamam...
5-Üriner USG (ultrason) bazı doktorlar her ne kadar rutin olarak bakmasa da ben bakılması gerektiğini şiddetle savunuyorum
6-En önemlilerden biri kalça ultrasonu 1,5 aylıkken yapılır 

27 Haziran 2012 Çarşamba

Yenidoğan bebek için dikkat edilecekler



Yeni doğan bir bebek asla hiçbir genellemeye tabi tutulamaz ve kendine ait bir cumhuriyettir.
 O kimseye ve hiçbir şeye benzemez her çocuğun huyuna suyuna göre davranış modelleri geliştirilir. 
Zaten ilk muayene sonrası bir doktor tarafından gözlemlenmiş olan bebek mutlaka ailenin içine sindirdiği güveneceği sorularını ve yorumlarını gayet açıklayıcı bir şekilde yanıtlayan bir doktora ihtiyaç duyar. Meslektaşlarımı kızdırmak istemem ama tercihen anne olmuş bir bayan doktor ihtiyaçları sanki biraz daha iyi karşılayacaktır, hiç olmadı en azından bir baba doktor da iş görür.
 Tüm bu önerilerim tamamen yaşadığım olaylar üzerinden kurgulanmıştır kimseyi kötülemek istemem. 
Bebek kilosu gibi saçı gibi boyu gibi farklılıklar içerse de ailenin dikkat etmesi gereken birkaç durum söz konusudur.


*Sağlık çalışanlarına kafada en ufak bir soru işareti kalmayacak kadar çok soru sorulmalıdır
*Her ne kadar ayrıntılı muayenesi yapılmış da olsa herhangi bir değişik leke, ben, gamze, kızarıklık, vücut bölgeleri arasında herhangibir asimetri fark edilirse sorulmalıdır


*İdrar ve gaita yapıp yapmadığı konusunda dikkatli olunmalıdır bir anormallik halinde acilen doktora sorulmalıdır. Bir bebek ne kadar çok idrar kaka yapıyorsa o kadar da karnı doyuyor demektir anne sütünün yetip yetmediği sorusuna yardımcı olabilir (bazı istisnai durumlar dışında tabi) ve de ne kadar kaka yapıp o mekonyum denilen siyah kakayı vücuttan attıkça sarılık miktarı da düşer ve sarılık olma ihtimali düşer...


*Bebek kesinlikle kundak yapılmamalıdır ve kıyafet olarak anne-babanın kıyafetinden 1 kat daha fazla kat giydirilmelidir. Giysiler mümkün olduğunca pamuklu rahat ve bol olmalıdır. 23 derece oda sıcaklığı önerilen oda ısısıdır.


*Özellikle sezaryen ile doğmuş bebeklerde burunda tıkanıklık olayı biraz daha fazla görülebilir. Bu tıkanıklık çoğunlukla doğum sonrası burundaki ve ağızdaki sıvıyı aspire ederek çektiğimiz için oluşmaktadır. Kesinlikle burun açık olmalıdır ki çocuk huzurlu olsun, huzurlu emsin ve büyüsün. Burun tıkanıklığını açmak için çeşitli yollar deneyen aileler vardır; Ama bence en uygunu serum fizyolojik ile açma yoludur. En sık yapılan hatalardan biri de serumu buruna değdirip kaçırmaktır. Bebeğine kıyamayan anneler bu işlemi yapamayacaklarsa başka birinden yardım almalıdır. Ayrıca bu işlemin nasıl yapıldığını herhangi bir sağlık kuruluşundan öğrenebilir, içinde şüphe kalmadan uygulayabilir. 
Özellikle kalabalık ailede yaşayanlar, abisi ablası olan bebekler için mutlaka bu burun temizliği öğrenilmelidir, çünkü kapalı bir burun hastalıklara daha çabuk yakalanmasını sağlayacaktır.






18 Haziran 2012 Pazartesi

Nasıl her şeyin başı sağlıksa sağlığın başı da el yıkamaktır...


Diş ipi kullanımı


Diş fırçalama tekniği


Çocuğumuzun diş sağlığı hakkında ne kadar bilgi sahibiyiz?





Şimdi ufak bir test ve ardından bilgiler geliyor kendinizi test etmenizi öneririm çünkü cevaplar sonradan okununca daha akılda kalır olacak,


SORULAR


Soru-1: Çocuğun yaşadığı ortamdaki bireylerin (aile fertlerinin) diş bakımı ve dişindeki çürük çocuğun ağızında çürük oluşturma riskini arttırır mı?

Soru-2: Anne sütü çürüklerden korur mu?

Soru-3:İlk ne zaman diş fırçalanmalı ve nasıl bir yöntem uygulanmalıdır?

Soru-4:Çocuğumuzu ilk ne zaman diş hekimine götürmeliyiz?

Soru-5:Çocuğu diş fırçalamaya nasıl özendiririz?

Soru-6:Diş fırçalamak dışında ek olarak yapılması gereken bir yöntem var mıdır?

Soru-7:Kaç yaşında bir çocuk diş fırçası ile etkin bir şekilde dişlerini fırçalayabilir?

Soru-8:Kullanılan diş macunu türü ve miktarı ne olmalıdır?

Soru-9:Diş ipi kullanılmalı mıdır?


CEVAPLAR


Cevap-1: Evet riski arttırır, tüm aile bireyleri diş çürüğüne sebep olan mikropların bebeğe bulaşmaması için ağız sağlığına özen göstermeli, çürük dişlerini tedavi ettirmeli, diş fırçası ve diş ipi dahil günlük ağız temizliğine dikkat ederek diş plağı miktarını azaltmalıdır.
Ayrıca ağız bakımı yeterli olmayan bir annenin tükürüğü bebek için temel mikrop kaynağıdır.Bu sebeple annenin ağızına değen herhangi bir kaşık, emzik, çatal, biberon gibi bir cismin bebeğin ağzına dokundurulmamasına dikkat edilmelidir.

Cevap-2: Anne sütü çürüklerden koruyucu bir besindir. Gece beslenmesinde biberonla şekerli süt hazır mama vb şekerli ek besinler verilmemelidir.

Cevap-3: İlk diş çıktıktan itibaren beslenme sonrası günde 2 defa annenin işaret parmağına dolayacağı temiz ıslak bir tülbentle veya gazlı bezle dişlerin tüm yüzeyleri ve dil üstü temizlenmelidir.

Cevap-4: Çocuğunuzun ilk dişinin sürmesiyle birlikte ilk diş hekimi muayenesi yapılmalıdır.

Cevap-5: Aile bireylerinin diş fırçalama işlemini çocuğun görebileceği şekilde yanında yapması örnek davranış modeli açısından önemlidir.

Cevap-6: Dişlerin en dış yüzeyinde çürüğe karşı koruyucu bir tabaka oluşturabilmek için 12. aydan itibaren diş hekimi tarafından yılda iki defadan az olmamak kaydıyla 2 yıl boyunca diş ojesi (flor-vernik) uygulanmalıdır.2-6 yaş arasında bu yöntemin yerini alacak olan florlu jel uygulaması yapılmaktadır.

Cevap-7: Çocuktan çocuğa bu süre değişmekle birlikte, ailelerin en sık yaptığı hatalardan biri çocuğun dişlerini yalnız kendi fırçaladığı kadarının yeterli görülmesidir. Yani çocuğun tüm yüzeyleri düzgünce temizlediğinden emin olunana dek fırçalama işlemi ebeveyni tarafından yapılmalıdır.

Cevap-8: Diş macunu genellikle çocuk macunu yutmayacağından emin olunduktan sonra çocuk diş macunu ile bezelye tanesi büyüklüğünde bir miktar ile yapılmalı, eğer macunu yutmaya çalışan bir çocuğunuz varsa yalnız suyla fırçalanmalıdır.7 yaştan itibaren erişkin diş macunu yine bezelye tanesi kadar miktarda kullanılabilir.

Cevap-9:  Diş ipi kullanımı mutlaka uygulanmalıdır günde 2 defa tüm diş aralarının ikişer defa uygulayarak temizlenmesi gereklidir.

Unutulmaması gerekenler: Diş çürüğü hafife alınacak bir durum değildir, iştahsızlıktan akciğer enfeksiyonuna kadar çeşitli hastalıklara sebep olabilmektedir.İlk 3yaşta çocuğun ağızının çürüklerden korunması ileriki yaşlarda çürük oluşma ihtimalini düşürür.Çürük süt dişleri kalıcı dişlerde şekil bozukluğu ve çarpık çıkmasına sebebolabilir. Flor tablet kullanımı zararlı yan etkileri açısından artık kullanılmamakta onun yerine yıllardır yurt dışında uygulanan güvenilir basit bir yöntem olan flor vernik-diş ojesi veya florlu jel uygulanmaktadır.

Katkılarından ötürü Doç. Dr.Türksel Dülgergil ve Prof. Dr. Cengiz Yakıncı'ya teşekkür ederim...


Daha ayrıntılı bilgi için lütfen diş hekiminize danışınız.